Üniversitemiz Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen “Experience Lecture: Türk Havacılık ve Uzay Sanayi” başlıklı etkinliğinde, TUSAŞ HÜRKUŞ Uçakları Baş Uçuş Test Pilotu Murat Özpala, havacılık kariyerinden teknolojik bağımsızlığa, kişisel gelişimden milli üretim vizyonuna uzanan geniş bir perspektifle öğrencilerle buluştu.
Endüstri Mühendisliği Topluluğu (EMT), İletişim Kültür ve Sanat Topluluğu ile Sivil Havacılık Topluluğu (SHT) iş birliğinde gerçekleştirilen programa Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Aydın da katıldı. Konferans salonunu dolduran öğrenciler, Türk havacılığının önemli isimlerinden Murat Özpala’nın deneyimlerini ve hayat felsefesini büyük ilgiyle dinledi.
Konuşmasına HÜRKUŞ uçağının tasarım sürecinden örnekler vererek başlayan Özpala, kokpit tasarımında pilot geri bildirimlerinin belirleyici rolüne dikkat çekti. “Her göstergenin, her şalterin yeri; elin erişim mesafesi, görüş açısı, hatta refleks süresiyle ölçülür. Bir takım elbise nasıl kişiye göre dikilirse, uçak da pilotun uzantısı gibi tasarlanır.” ifadelerini kullanan Özpala, mühendislik sürecinde insan faktörünün önemine vurgu yaptı. Genç mühendislere yönelik önemli bir uyarıda bulunan Özpala, uçuş emniyetiyle mühendisliğin ayrılmaz bir bütün olduğunu hatırlatarak: “Bir milimlik hata, bin metrelik uçuş farkına yol açar.” dedi ve detay odaklı çalışmanın hayati önemini vurguladı.
Pilotluğun yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda bedensel dayanıklılık ve zihinsel disiplin gerektiren bir meslek olduğuna değinen Özpala, kendi deneyimlerinden yola çıkarak ilham verici bir paylaşımda bulundu. “Fiziksel olarak ideal ölçülerde olmasam da kararlılıkla sınırları aştım. Uzun boy, kokpitte konfor değil, daha çok mücadele demekti; ama doğru antrenmanla bunu avantaja çevirdim.” diyen Özpala, azim ve kararlılığın fiziksel kısıtlamaları nasıl aşabileceğini gösterdi. 2010 yılında TUSAŞ’a katılarak test pilotluğu görevine başlayan Özpala, Kanada’daki International Test Pilot School’da aldığı eğitimin zorluklarını samimi bir dille anlattı. Özpala: “Kırk yaşından sonra yeniden yüksek matematik, aerodinamik, logaritmik fonksiyon ve trigonometrik analiz çalıştım. Sabah kalkıp ‘nasıl başaracağım’ diye düşündüğüm günler oldu, ama pes etmedim.” sözleriyle yaş ve öğrenmenin sınırı olmadığını gösterdi. Eğitim sürecinde yaşadığı çarpıcı bir anıyı da paylaşan Özpala, zaman baskısı altında kaldığı bir sınavda başaramadığı bir problemi ertesi gün kendi iradesiyle çözerek teslim ettiğini anlatarak: “Notun kaç olduğu değil, kendi sınırını aşmak önemli. O kağıdı tamamladığım an zaten kazanmıştım.” ifadesiyle başarıyı yeniden tanımladı.
Konuşmanın en çok ilgi gören bölümlerinden birinde Özpala, çocukluk döneminde okuduğu kitapların hayatına ve kariyerine nasıl yön verdiğini anlattı. Jules Verne’in “Dünyanın Merkezine Yolculuk”, “Denizler Altında 20 Bin Fersah” ve “Ay’a Yolculuk” gibi eserlerinin hayal gücünü genişlettiğini belirten Özpala: “O kitaplar bana mühendisliğin aslında bir hayal kurma biçimi olduğunu öğretti. Çocukken kurduğum hayallerin çoğu bugün gökyüzünde.” dedi. Robert Louis Stevenson’ın “Define Adası” kitabını “cesaretin korkuya rağmen harekete geçebilmek olduğunu” öğrettiği için, Antoine de Saint-Exupéry’nin “Küçük Prens”’ini ise “yalnızca yüreğiyle görebilen insanın hakikati fark edebileceğini” anlattığı için öğrencilerine önerdi. Richard Bach’ın “Martı Jonathan Livingston” eserine de özel bir vurgu yapan Özpala: “Sürüden ayrılıp özgürlüğün anlamını keşfeden martı aslında her gencin içindeki potansiyeldir. Farkına varmak, uçmanın ilk adımıdır.” diyerek gençlere kendi yollarını çizme cesareti göstermeleri çağrısında bulundu.
Özpala, HÜRKUŞ’un ilk uçuşunun 29 Ağustos 2013’te gerçekleştiğini belirterek o tarihi ana dair duygularını yüreğinden gelen sözlerle paylaştı: “İlk uçuş sonrası Vecihi Hürkuş’un kızı Gönül Hanım uçağın yanına geldi, uçağın gövdesine sarılıp: ‘Babamın hayalleri gerçekleşti.’ dedi. O an, bir milletin hayaliyle buluştuğumuz andı.” Bu duygusal paylaşım, salonda derin bir sessizliğe ve ardından alkışlara neden oldu.
Konuşmasının ikinci bölümünde Özpala, teknolojiyi tek başına bir amaç değil, insana ve hayata değer katan bir araç olarak konumlandırak: “Ahlaki zemin çökerse teknoloji fayda üretmez.” vurgusuyla üretilecek her sistemin insani, vicdani ve toplumsal fayda testinden geçmesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede Atatürk’ün “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller idealini, bireysel ve kurumsal gelişimin değişmez pusulası olarak öne çıkaran Özpala, mühendislik etiğinin salt teknik yeterlilikten ibaret olmadığını vurguladı. Özpala, vizyon-misyon-temel değerler üçlüsünü yalnızca kurumlar için değil, her bireyin kişisel kimliği için de zorunlu gördüğünü ifade ederek vizyonun geleceğin büyük resmi, misyonun o resme götüren sorumluluklar, temel değerlerin ise bu yürüyüşte karakteri ayakta tutan ilkeler olduğunu anlattı. “Disiplinsiz başarının tekrarı olmaz.” diyen Özpala, disiplin, dürüstlük, güvenilirlik, merhamet, adalet, cesaret, adanmışlık, sabır, iman ve süreklilik başlıklarını “hayallerin pür kanatları” olarak adlandırdı.
Türkiye’nin bağımsızlık vizyonu bağlamında, erken Cumhuriyet döneminden günümüze uzanan yerli-milli üretim iradesini hatırlatan Özpala, Vecihi Hürkuş’tan başlayan havacılık atılımlarını, Kıbrıs Barış Harekâtı sürecindeki ambargo deneyimlerinin ardından kendi uçağını, gemisini ve sistemlerini yapma kararlarına evrilen bir süreç olarak özetledi. Bu süreçte TUSAŞ ve vakıf şirketleriyle (ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, ASPİLSAN vb.) savunma ekosisteminin kurulduğunu anlatan Özpala, tam bağımsızlığın yalnızca savunma sanayiinde yerli olmakla sınırlı kalmayıp, gıda ve temel girdilerde kendine yeterlilik başta olmak üzere üretimin bütün halkalarında hedeflenmesi gerektiğinin altını çizdi. Özpala, Türkiye’nin havacılık ekosisteminde yerli ve milli projelerin taşıdığı derin anlamı şu sözlerle ifade etti: “Kurtuluş Savaşı kahramanlarının ruhlarıyla eşlik ettiği çelik kanatlı kuşlarımız; HÜRKUŞ, Gökbey, Atak, Anka ve Milli Muharip Uçak’la hür semalarımızda Türk kanatlarıyla yükseliyor.”
Konuşmasının son bölümünde Özpala, gençlere yönelik somut tavsiyelerde bulunarak üniversite yıllarında problem tanımlama, veri ve görüş toplama, analiz, prototip/deney, doğrulama ve raporlama döngüsünü alışkanlığa dönüştürmelerini önerdi. Linkedin’de seviyeli ve tutarlı bir profesyonel profil oluşturmanın, ciddi paylaşımları takip edip kanıta dayalı yorum yapmanın ve bilinçli ağ kurmanın kariyer yolculuğunun erken evrelerinden itibaren kritik olduğunun altını çizen Özpala, öğrencilere dijital çağda stratejik düşünme ve ağ oluşturma konusunda yol gösterdi.
Etkinliğin sonunda Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Aydın, Türk havacılığının gelişimine sunduğu katkılar ve öğrencilerimize aktardığı değerli tecrübeler dolayısıyla Murat Özpala’ya teşekkür etti. Rektörümüz, bu tür deneyim paylaşımlarının öğrencilerin kariyer vizyonlarını genişlettiğini ve motivasyonlarını artırdığını ifade etti. Program, Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Aydın ve öğrenci topluluklarımız adına Murat Özpala’ya hediye ve plaket takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.