Avrupa Miras Günleri Samsun’da 2. Gün: Üniversitemiz Ballıca Kampüsü’nde Bilim ve Mimari Miras Buluştu

Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nin ortak girişimiyle düzenlenen Avrupa Miras Günleri, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde ve Üniversitemizin de paydaşları arasında yer aldığı “Mimari Miras: Kentin Belleğinde İz Sürmek” temasıyla devam ediyor. Etkinliklerin ikinci günü, Üniversitemiz Ballıca Kampüsü’nde gerçekleştirilen “Dönüşen Kent, Korunan Bellek: Samsun’un Mimari ve Kültürel İzleri” başlıklı sempozyum ile “Endüstri Mirası ve Bellek” temalı saha gezisine ev sahipliği yaptı. Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen oturumlar, Samsun’un endüstriyel geçmişinden günümüze uzanan mimari belleğini koruma, belgeleme ve yeniden işlevlendirme süreçlerini bilimsel bir zeminde ele aldı.

Yayınlama: 02.11.2025
8
A+
A-

Kültürel Mirasın Eğitimle Buluşması

Programın açılış konuşmasını yapan Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Asım Divleli Mardin Artuklu Üniversitesi’ndeki deneyimlerini paylaşarak, tarihi binaların mimarlık eğitimine kazandırılmasının önemini ifade etti.  Divleli, Ballıca Kampüsü’ndeki tütün hangarının fakültelere dönüştürüldüğünü belirterek, kültürel miras meselesinin sadece fiziksel dönüşümle sınırlı olmadığını, eğitim politikasının da içine dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

19.Yüzyıl Samsun’unda Tütünün Üç Durağı

Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Evrim Düzenli, “19. Yüzyıl Samsun’unda Tütünün Üç Durağı: Çarşı, Fabrika, İskele” başlıklı sunumunda, Samsun’un kentsel gelişimini tütün ekonomisi üzerinden değerlendirdi. Düzenli, Reji İdaresi’nin kuruluş sürecini anlatarak tütünün Osmanlı’nın mali yapısında oynadığı rolü hatırlatarak: “Osmanlı’nın borçlarının yönetimiyle birlikte kurulan Duyun-u Umumiye, tütünü önemli bir gelir kalemi haline getirdi. 1904 itibarıyla Samsun, tütün ihracatında Osmanlı genelinin yüzde 20’sini karşılıyordu.” dedi. Konuşmasında, Duhan Çarşısı ve Reji İdaresi Tütün Fabrikası’nın kent planlamasındaki yerini haritalar üzerinden aktaran Düzenli, bu yapıların ticari hayatın merkezinde konumlandığını belirterek: “Bu bölgeler sadece ekonomik değil, sosyal dönüşüm alanlarıydı. Kadın işçilerin reji fabrikalarındaki varlığı, kentin modernleşme sürecinde toplumsal bir değişime de öncülük etti.” ifadelerini kullandı.

 Kültürlerin İzinde: Samsun’un Kaybolan Kiliseleri

Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Vedia Derda Taşar, “Kültürlerin İzinde: Samsun’un Kaybolan Kiliseleri” başlıklı çalışmasında 19. yüzyıl Samsun’unda inşa edilen ancak günümüze ulaşmayan kiliseleri belgeleyerek, kentin çok kültürlü yapısına dikkat çekti. Taşar, tütün ticaretiyle gelişen gayrimüslim nüfusun kentteki mimari çeşitliliği artırdığını belirtti. Rum Kilisesi, Mater Doloresa, Ermeni ve Ermeni Katolik Kiliseleri üzerine detaylı bilgiler aktaran Taşar, bu yapıların yalnızca dini değil, aynı zamanda eğitimsel ve toplumsal merkezler olduğunu ifade ederek: “Kiliseler zamanla farklı işlevlere dönüştü; kimi sinema, kimi okul olarak kullanıldı. Ancak bugün elimizde kalan belgeler, kentin kaybolan belleğini yeniden kurmamız için çok kıymetli veriler sunuyor.” diye konuştu.

 Ahşap Yığma Camilerin UNESCO Adaylığı Potansiyeli

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Dr. Arş. Gör. Zeynep Aktaş, “Ahşap Yığma Camilerin UNESCO Ulusal Seri Miras Adaylığı Potansiyeli Üzerine Bir Değerlendirme: Samsun Örneği” başlıklı sunumunda Samsun’daki ahşap yığma camilerin ulusal seri miras kapsamında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınma potansiyelini değerlendirdi. Aktaş, UNESCO’nun “üstün evrensel değer” kriterlerini anlatarak, bu camilerin yapım teknikleri, özgünlükleri ve kırsal mimari karakterleri açısından evrensel ölçekte taşıdığı değeri dile getirerek: “Samsun il sınırları içinde 107 ahşap cami tespit ettik. Bu yapılar, kırsalda yaşamın dini ve sosyal sürekliliğini temsil eden, özgün tekniklerle inşa edilmiş nadir örneklerdir.” Aktaş, Gölceli, Orduköy, Porsuk ve Bekdemir camilerinin bezemeleri üzerinden örnekler vererek, bu yapıların somut ve somut olmayan kültürel değerleriyle yaşatılması gerektiğini belirterek: “Bu camilerin restorasyon süreçlerinde özgünlük ve bütünlük ilkelerine azami dikkat edilmezse, gelecekte UNESCO adaylık süreci riske girebilir.” dedi.

Mirasın İzinde Bir Caminin Tasarım ve İnşası: Samsun Üniversitesi Fahrettin Ulusoy Camii

Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Melek Kutlu Divleli, “Mirasın İzinde Bir Caminin Tasarım ve İnşa Süreci” başlıklı sunumunda, Ballıca Kampüsü’nde yer alan Fahrettin Ulusoy Camii’nin mimari kurgusunu anlattı. Dr. Öğr. Üyesi Melek Kutlu Divleli bu projenin, geçmişten ilhamla günümüze nasıl aktarılabileceği sorusuna yanıt aradığını belirtti. Divleli, caminin bulunduğu alanın eski tütün depoları ve hangarlardan dönüştürülen bir miras sahası olduğunun altını çizerek: “Bu yapı, bir sanayi mirasının üzerinde yükselen çağdaş bir ibadet mekânı olarak geçmişle bugünü buluşturuyor. Coğrafyayı, deltayı, rüzgârı, ışığı dikkate alan bir tasarım süreci yürüttük.” dedi. Caminin modern mimari diliyle geleneksel sembolleri bir araya getirdiğini vurgulayan Divleli, “Mimarlık camiası için bu tür dönüşümler, mirası yalnız korumak değil, onu yeni işlevlerle yaşatmak anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

Sempozyumun ikinci oturumu, Üniversitemiz öğretim üyelerinin katkılarıyla mimari mirasın taşıdığı kültürel, teknolojik ve ekolojik değerleri çok yönlü biçimde ele aldı.

Bir Paul Bonatz Eseri Üzerinden Mimari Değer Okuması

Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Saadet Gündoğdu, “Mimari Mirasın Taşıdığı Değerler: Samsun’da Bir Paul Bonatz Eseri, Eski Erkek Sanat Enstitüsü” başlıklı sunumunda, Cumhuriyet dönemi modern mimarisinin Samsun’daki özgün örneklerinden biri olan yapıyı tarihsel ve estetik açıdan inceledi. Gündoğdu, dünyaca ünlü Alman mimar Paul Bonatz’ın Türkiye’deki mimari yaklaşımının yerel dokuyla uyumlu biçimde Samsun’a yansıdığını ifade ederek: “Bonatz, yalnızca bir bina değil, bir dönemin modernleşme idealini inşa etti. Eski Erkek Sanat Enstitüsü yapısı, malzeme kullanımı, cephe oranları ve simetrik kurgusuyla Cumhuriyet’in eğitim ideallerini yansıtır.” dedi. Gündoğdu, yapının zaman içindeki değişimini değerlendirerek: “Bu tür yapılar sadece korunması gereken fiziki varlıklar değil, aynı zamanda kentlerin hafızasında yer etmiş kimlik öğeleridir.” ifadesiyle mimari mirasın kültürel taşıyıcılığını vurguladı.

Sinkrotron Teknolojisi ile Görünmeyeni Görmek

Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Dr. Şerife Özata, “Sinkrotron Teknolojisinin Kültürel Mirası Korumada Kullanımı” başlıklı sunumunda, ileri düzey bilimsel analiz yöntemlerinin kültürel miras koruma süreçlerinde sunduğu katkılara dikkat çekti. Özata, sinkrotron ışınımı sayesinde malzemenin iç yapısının mikron düzeyinde incelenebildiğini anlatarak: “Tarihî yapılarda kullanılan taş, ahşap, metal ve pigmentlerin kimyasal bileşimlerini çözümleyerek doğru restorasyon kararları almak mümkün hale geliyor.” dedi.Sunumunda, teknolojinin yalnızca laboratuvarlarda değil, sahadaki koruma uygulamalarında da yeni ufuklar açtığını belirten Özata: “Bu yöntemle kültürel miras artık sadece gözle görülen yüzeyle değil, derin yapısıyla da korunabilir hâle geliyor.” ifadelerini kullandı.

Ekolojiyle Uyumlu Tarihi Mimari

Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Gökhan Genç: “Ekoloji ve Mimari: Samsun’un Tarihi Yapılarından İzler” başlıklı sunumunda, mimarlığın ekolojik boyutuna dikkat çekti. Genç: “Bugünün çevre dostu tasarım ilkeleri aslında geçmişte Anadolu mimarisinde doğal olarak var olan bir bilinçtir.” diyerek Samsun’un kırsal ve kentsel yapılarındaki ekolojik uyum örneklerini paylaştı. Yapı malzemesi seçiminden yönlenmeye kadar birçok unsurun doğayla ilişki kurduğunu belirten Genç: “Tarihi yapılar, iklime ve topografyaya duyarlı birer ekolojik denge ürünüdür. Bu mirası anlamak, sürdürülebilir geleceğin temelidir.” dedi.

Bir Kentsel Bellek Alanı Olarak Samsun Fuarı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kader Çamlıbel, “Bir Kamusal Mekân, Kentsel İmge Serüveni: Samsun Fuarı” başlıklı sunumunda, Samsun Fuarı’nın kent belleğindeki yerini sosyokültürel bir perspektiften değerlendirdi. Çamlıbel, fuar alanının uzun yıllar kentin sosyal yaşamında bir buluşma, eğlence ve kültürel etkileşim mekânı olarak işlev gördüğünü belirterek: “Samsun Fuarı yalnızca bir etkinlik alanı değil, kentlinin hafızasında yer etmiş bir toplumsal sahnedir.” ifadelerini kullandı. Kültürel mirasın korunmasının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal ve duygusal bir süreklilik meselesi olduğunu vurgulayan Çamlıbel, kent kimliğini yaşatan mekânların korunmasının geleceğe bırakılacak en anlamlı miras olduğunu ifade etti.

Tarihi Ahşap Yapılarda Dijital Veri Yönetimi

Son konuşmacı Üniversitemiz Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Arş. Gör. Mehmet Salih Özalp: “Tarihi Ahşap Yapıların Somut ve Somut Olmayan Mirasının Korunmasında Veri Yönetimi” başlıklı sunumunda, dijital teknolojilerin kültürel mirasın belgelenmesi ve korunmasındaki rolünü anlattı. Özalp, yapıların üç boyutlu tarama, fotogrametri ve dijital arşivleme teknikleriyle belgelenmesinin önemine dikkat çekerek: “Veri, artık mirasın yaşayan biçimidir. Bilgiyi arşivlemek, geleceği inşa etmektir.” dedi. Sunumunda, dijital koruma yaklaşımlarının UNESCO’nun “yaşayan miras” ilkesine uygun biçimde, kültürel değerlerin yalnızca taş ve ahşapla değil, bilgiyle de sürdürülebilir hale geldiğini vurguladı.

Kapanış ve Teşekkür Belgeleri Takdimi

Oturumların tamamlanmasının ardından, programın bilimsel içeriğine katkı sunan tüm konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edildi. Belgeler, Üniversitemizin mimari mirasın korunması ve sürdürülebilir biçimde geleceğe taşınması yönündeki çalışmalarına katkıda bulunan akademisyenlere takdim edilirken, katılımcılar bu tür etkinliklerin kentin kültürel belleğini güçlendiren önemli birer paylaşım zemini oluşturduğunu vurguladılar.

Endüstri Mirası ve Bellek: Ballıca Kampüsü’nde Dönüşen Mekânların Hikâyesi

Sempozyumun ardından düzenlenen “Endüstri Mirası ve Bellek” saha gezisinde katılımcılar, bir zamanlar tütün depoları ve işleme hangarları olarak kullanılan yapıların bugün Üniversitemizin modern eğitim ortamına nasıl dönüştüğünü yerinde inceledi. Ziyaret boyunca, endüstriyel mirasın yeniden işlevlendirilmesi, mimari koruma ilkeleri ve kültürel sürekliliğin önemi üzerine akademisyenler tarafından bilgilendirmeler yapıldı. Katılımcılar, üretimden eğitime uzanan mekânsal dönüşümün Üniversitemiz vizyonuyla nasıl bütünleştiğini sahada gözlemleme imkânı buldu. Üniversitemizin “Duvarsız Üniversite” modeliyle şekillenen Ballıca Kampüsü, endüstriyel mirasın çağdaş eğitimle buluştuğu yaşayan bir kültürel alan olarak değerlendirildi. Bu yönüyle kampüs, yalnızca kentsel dönüşümün değil, aynı zamanda toplumsal belleğin korunması ve geleceğe aktarılmasının da güçlü bir örneği olarak öne çıktı.

samsun.edu.tr

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.